|
|
|
● Bunları uygula gribe yakalanma |
|
 |
|
Bağışıklık sisteminiz ne kadar güçlü olursa domuz gribine karşı vücut direnci de o kadar artar. Özellikle yaz mevsiminden kışa geçişte zayıflamaya başlayan bağışıklık sistemini güçlendirmek adına meyve ve sebze tüketiminin artırılması gerekiyor. Çünkü meyve ve sebzeler, bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun hastalıklara karşı direncini artırır.
Bunun yanı sıra balık, kırmızı et ve bakliyat yemek insanı dinç tutar. Soğan ve sarımsak da gribal enfeksiyonlara karşı kalkan görevi gören çok önemli iki besindir. Soğanı ve sarımsağı yemeklerle tüketebilir ya da çiğ olarak da yiyebilirsiniz. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.
Domuz gribine karşı portakal ve mandalina!
Portakal-mandalina, greyfurt: Kış mevsiminin vazgeçilmez meyveleri arasında yer alan narenciye grubu meyveler, içerdikleri zengin C vitamini ile hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirir. Mandalina, greyfurt, portakal ve limon suyu karışımı, domuz gribine karşı çok iyi bir beslenme kaynağıdır.
Elma: Elma, içerdiği E ve C vitaminleri gibi antioksidan öğeler ile bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırır.
Nar: Antioksidan kapasitesi oldukça zengin olan nar da önemli miktarda potasyum, lif, C vitamini ve niasin (B3 vitamini) içermektedir. Bu zengin içeriği ile gribal enfeksiyonlarının düşmanı olan bir besindir.
Yeşil sivri biber
Özellikle kuşburnu, kırmızı ve yeşil sivri biber, kivi, maydanoz ve rokada bulunan C vitamini miktarı; portakal, mandalina ve limonda bulunan C vitamini miktarı kadardır.
Yazın tüketilen salatayı kışın da bolca yiyin!
Salata, gribe karşı öğle ve akşam yemeklerimizin vazgeçilmezi olmalı. Özellikle bu dönemde ıspanak, kereviz, pırasa, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz bolca yenilmelidir.
Gribe karşı ıspanak çorbası
Ispanak, kuru soğan, bulgur ve kıymanın bir arada yer aldığı hem lezzet açısından hem de besin değeri açısından kaliteli bir çorba, gribal enfeksiyonlara karşı çok önemli bir önlemdir.
Çocuklarınızı gripten korumak için sebzeyi sevdirin!
Domuz gribine karşı çocukların da bol miktarda sebze yemesi gerekir. Bunun için kış sebzeleri onların tüketmeleri için cazip hale getirecek şekilde hazırlanmalıdır. Örneğin; kereviz yemeğini sevmeyen çocuğa, bu sebzeyi rendeleyerek, yoğurda karıştırmak, içine bir miktar da ceviz ekleyerek çocuğa sunmak, aynı şekilde ıspanak yemeğini sevmeyen çocuklara, ıspanağı bir iç olarak kullanarak; börek, poğaça ya da krep yapılması ve çocukların bu besinleri tüketmeleri sağlanmalıdır.
Domuz gribine karşı haftada bir gün kuru fasulye ya da nohut yiyin
Özellikle etli kurufasulye veya nohut yemeği haftada en az bir gün tüketilmeli.
Baklagil çorbası
Bulgur, kurufasulye, kuru soğan ekleyip hepsini blender'dan geçirerek, biraz da sıvı yağ eklemek suretiyle besin değeri yüksek bir çorba hazırlayabilirsiniz.
Ihlamur, adaçayı ve kuşburnu kurtarıcıdır.
Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekir. Bu nedenle, her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmeli.
Aşı olana kadar ne yapmalıyız?
Suya sabuna bol bol dokunun
Kışın daha dikkatli olunmalı
Domuz gribi kış aylarında daha çok yaygınlaşır; çünkü, güneş ışığının UV etkisi bu mevsimde yaza göre daha azalır. Hastalığın etkeni olan virüs, soğuk ve nemli ortamda daha uzun süre canlılığını koruyor.
Yakın temastan kaçının!
İnsanlar kışın daha dar mekânlarda, özellikle çocuklar okullarda birbirleriyle yakın temas halindedir. Böylelikle domuz gribinin hızla yayılması için uygun ortam oluşur. Nitekim son günlerde, bazı okullarda salgınlar ortaya çıkmaya başladı bile.
Domuz gribi aşısı olun
Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en etkin, en kolay ve en ucuz yolu o hastalığın aşısını yaptırmaktır. Sağlık çalışanları, hamile kadınlar, kalp, akciğer, karaciğer hastalığı veya kanser gibi önemli bir hastalığı olanlar, öğrenciler ve hastalığın yaygın olduğu ülkelere seyahat edecek olanlar öncelikle aşı olmalı.
Aşı olana kadar;
Ellerinizi sık sık, özellikle öksürdükten veya hapşırdıktan sonra su ve sabun ile yıkayın. Öksürürken veya hapşırırken ağzınızı kâğıt mendil ile kapatın. Kullandığınız mendili çöpe atın. Öksürdükten veya hapşırdıktan ya da hasta olma ihtimali olan biri ile el sıkıştıktan sonra, elinizi yıkayıncaya kadar; gözünüze, burnunuza veya ağzınıza sürmeyin. Hasta kişilere yakın temastan sakının. Temas zorunlu ise maske ve eldiven kullanın.
Seyahatlerde dikkatli olun!
Hastalığın yaygın olduğu bir ülkeye seyahat edecekseniz bu seyahatinizi aşı yaptırana kadar erteleyin.
Seyahatinizi ertelemeniz söz konusu değilse, o zaman yukarıda belirtilen tedbirlere azami dikkat ve özeni gösterin.
Yanınızda maske, eldiven, alkol bazlı el dezenfektanı ve kâğıt mendil bulundurun.
Sağlık sigortanızın geçerlilik süresini ve gideceğiniz ülkede geçerli olup olmadığını kontrol edin. Doç. Dr. Kenan Keskin
Çocuklarınızı domuz gribinden koruyun!
Domuz gribi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de panik havası estirmeye devam ediyor. Uzmanlar, sık sık alınması gereken tedbirler konusunda halkı bilgilendirirken, Sağlık Bakanlığı özellikle okullardaki salgınlara dikkat çekiyor. Nitekim bu H1N1 virüsü en çok okullarda baş gösterdi. Çünkü solunum yoluyla kolayca bulaşabilen virüs, minik bedenleri kolayca hasta edebiliyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Bakır'a göre çocukların vücudu daha önce bu virüsle karşılaşmadıkları ve kanlarında bu virüsü koruyucu bir antikor taşımadıkları için hemen hastalık mikrobunu kapabiliyor.
Üstelik bağışıklık sistemleri de henüz tam olarak gelişmediği için okullarda bir salgın halinde yayılabiliyor. İşte bu noktada okul yetkililerine ve de velilere büyük iş düşüyor. Çünkü çocukları bu virüsten koruyacak tek şey belki de doğru bilgilendirme olacak. Prof. Dr. Bakır'ın söylediklerinden yola çıkarak birkaç başlık altında aşağıda yapılması gerekenleri özetledik.
Okullarda alınması gereken tedbirler neler?
Okullarda alınması gereken tedbirler
Okul girişine termal kamera ya da ateş ölçerler yerleştirilerek hasta öğrenciler tespit edilebilir
Hastalık belirtisi olan çocuk hemen arkadaşlarından uzaklaştırılmalı ve ailesine haber verilmeli.
Çocuklar hastalıkla ilgili bilgilendirilmeli ve yapması gerekenler anlatılmalı.
Öğrenci tuvaletleri sık sık temizlenmeli ve ellerini rahatlıkla yıkayabileceği bir ortam hazırlanmalı.
Mümkünse okul duvarlarına el dezenfektanları yerleştirmeli.
Başta sıralar olmak üzere, kapı kolları, klavyeler, askılıklar, dolaplar ve çocukların ortak kullandığı her aksesuar her gün temizlik personeli tarafından iyice temizlenmeli, (Bunlar deterjan içermeyen maddelerle, mikrop öldürücü temizleme losyonları ya da suyun içine yüzde 1 oranında çamaşır suyu katılarak yapılmalı).
Sınıflar her teneffüs havalandırılmalı.
Velilerin yapması gerekenler
Sık sık çocuğunu ellerini yıkaması konusunda uyarılmalı, özellikle toplu taşıma araçlarından indiklerinde hemen ellerini yıkanması öğütlenmeli.
Çocuklar hapşırdıklarında ağızlarını mendille, mendil yoksa dirseklerine doğru ağızlarını kapatarak hapşırması söylenmeli.
Sınıfta veya okulda hapşıran, aksıran ya da hasta görünen çocuklara yaklaşmamaları tembihlenmeli.
Kapalı ve kalabalık yerlerde bulunmaması gerektiği anlatılmalı.
Çocuğun kaldığı odayı sık sık havalandırın.
Hasta çocuk doktora götürülmeli ve anti viral ilaçlar almalı.
Çantasına alkollü dezenfektanlar konulmalı ve kullanması gereken noktalar izah edilmeli.
Hastalığı geçirmekte olan bir çocuk, ateş düştükten 24 saat dahil olmak üzere evinde kalmalı.
İnsanlarla mümkün olduğu kadar az görüşmeli.
Çocukların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi için;
Aşılar eksiksiz olarak yapılmalı.
Düzenli beslenmeye önem verilmeli.
Çocukların sebze ve meyve tüketimini artırılmalı.
Hazır meyve suları yerine çocuklara taze sıkılmış meyve suları içirilebilir.
Yeterli ve kaliteli uyumaları sağlanmalı.
Hekim önerisi olmadan ilaç kullanılmamalı.
Düzenli sağlık kontrolleri ihmal edilmemeli. |
|
|
|
|
● Maket pastadan Atatürk çıktı |
|
 |
|
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı onuruna Dolmabahçe Sarayı'nda verilen resepsiyon şaşırtan görüntülere sahne oldu..
Havai fişek gösterilerinin ardından Hasbahçe'de kesilen pastanın içinden şapkasıyla insanları selamlayan bir Atatürk maketi çıktı.
Vali Muammer Güler butona bastı herkes merakla pastanın içinden ne çıkacağını bekledi. İçinden çok farklı kimsenin tahmin edemeyeceği bir isim çıktı.
Dev pasta maketinden çıkan Atatürk'ten başkası değildi. Atatürk'ün eğlence unsuru gibi sunulması kimi konukları kızdırdı.
CHP’li Özer, önerge verdi
CHP Bursa Milletvekili Abdullah Özer konuyla ilgili İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın yanıtlaması için TBMM’ye yazılı soru önergesi verdi.
CHP’li Özer, önergesinde Bakan Atalay’a şu soruları yöneltti: “İstanbul Valiliği, Cumhuriyet Resepsiyonu’nun organizasyonu için hangi firmayla anlaşmıştır? Bu organizasyon için firmaya ne kadar ücret ödenmiştir? Pastadan Atatürk maketi çıkarma fikri organizasyon firması tarafından mı önerilmiştir? Yoksa İstanbul Valisi Muammer Güler’e ait bir fikir midir? Resepsiyonda sahneye getirilen pastadan Atatürk’ ün maketinin çıkartılmasını bakanlık olarak ulu önderin manevi şahsına yapılmış bir hakaret olarak değerlendiriyor musunuz? İstanbul Valiliği tarafından düzenlenen Cumhuriyet resepsiyonu içerisindeki pastadan Atatürk maketi çıkartılmasıyla ilgili soruşturma başlatmayı düşünüyor musunuz?”

 |
|
|
|
|
● Kurtlar Vadisi'nin Cevat'ına özendiler |
|
 |
|
İstanbul Hadımköy'de anne ve oğluyla iki misafirini bıçaklayarak öldüren kardeşlerin, Kurtlar Vadisi Pusu adlı dizide elinden kibriti düşürmeyen ve sürekli "Bunları ne yapalım?" diye soran Cevat adlı karakterin etkisinde kalarak cesetleri yaktıkları ortaya çıktı.
İstanbul Hadımköy Bahar Sokak'taki evinde yatağa bağlı olarak yaşamını sürdüren Aliye Sokollu (65) ile oğlu Ahmet Sokollu (35) vemisafirleri Ramazan Özgönül (51) ile Atila Kabadayı (47), 1 Ekim'i 2 Ekim'e bağlayan gece bıçaklanarak öldürüldükten sonra cesetleri ateşe verilmişti.
Jandarma, zanlılar O.K. (21) ile kardeşi R.K.'yi (17) gözaltına almıştı. Tutuklanan iki kardeş, cinayeti Ahmet Sokollu'nun, anneleriyle ilişki yaşadığı gerekçesiyle işlediklerini dile getirmişti. Ayrıca iddiaya göre R.K. kendisi gibimadde bağımlısı olan arkadaşı E.K ile 5 yıl boyunca Ahmet Sokollu ve arkadaşlarının cinsel istismarına uğradı. İki kardeş ayrıca Çanakkale'de yaşayan 23 yaşındaki ablaları L.B.'nin de Sokollu'nun tecavüzüne uğradığını ileri sürdü. Annelerinin Ahmet Sokullu tarafından çekilen çıplak fotoğraflarla şantajamaruz kaldığını iddia eden kardeşlerin anlatımına göre olay şöyle gelişti:
TİNER DÖKTÜLER
Ağabeyi O.K.'yi arayan R.K., Ahmet Sokollu ve aynı evde içki içen 2 arkadaşının tecavüz girişiminden kaçıp kurtulduğunu anlatarak yardımistedi. O sırada Arnavutköy'deki evinde Kurtlar Vadisi Pusu adlı diziyi izleyen O.K. hemen Hadımköy'e gitti. İki kardeş katliam gibi cinayetin gerçekleştiği evi bastı. O.K. burada Ahmet Sokollu'yu bıçaklayarak öldürdü.
Gürültü üzerine odaya koşan Atila Kabadayı'yı 50'ye yakın bıçak darbesiyle öldüren kardeşler, uyuyan Ramazan Özgönül ve Aliye Sokollu'ya da acımadı. Cinayetlerin ardından ise R.K. ağabeyine "Şimdi bunları ne yapalım?" diye sordu. Ağabey de birkaç saat önce seyrettiği Kurtlar Vadisi Pusu adlı dizide elinden kibriti düşürmeyen ve kurbanlarını benzinle yakan Cevat adlı karakterden etkilenerek "Yakalım" yanıtını verdi. Bunun üzerine kardeşler, cesetlerin üzerine tiner dökerek ateşe verdi. |
|
|
|
|
● Erciyes dağında Allah yazısı |
|
 |
|
Erciyes Dağı'nın zirvesi ile özellikle güney yamaçlarındaki kar ve buzullar eridi. Dağda Arapça Allah yazısı belirdi..
Hürriyet'in internet sitesinde yer alan habere göre; il müftüsü "yazı için de ‘Lafza-ı Celal' demek gerekir'' dedi.
Kayseri'de zaman zaman 38 dereceye çıkan sıcaklar, Orta Anadolu bölgesinin 3 bin 916 metre zirvesiyle en yüksek dağı olan Erciyes'te de etkili oldu. Dağın, Toroslar’a bakan Güney yüzündeki karlar tamamen erirken, Şeytanderesi ve Sütdonduran gibi kuzey yüzündeki buzullar kaldı.
Meteoroloji uzmanları Kayseri'de her yıl karın mevsimsel olarak daha erken eridiğini, bu yıl Ağustos ayının, uzun yıllar ortalamasına göre daha daha serin geçtiğini, gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının 21 derece olduğunu söyledi. Son 1 haftada hava sıcaklığının gece 7 dereceye kadar düşmesi nedeniyle Erciyes Dağı'nın kuzey yamaçlarındaki kar ve buzulların erimesinin yavaşladığı bildirildi.
MÜFTÜ NE DEDİ?
Erciyes Dağı zirvesinde karların erimesiyle bu yıl da belirdiği öne sürülen Arapça Allah yazısı için, Kayseri Müftüsü Şaban İşlek, “Allah yazısı birçok yerde görünüyor veya ortaya çıkıyor. Bunda şaşılacak bir şey yok. Önemli olan Allah'ın istediği yoldan gitmek, emirlerine riayet etmektir. Erciyes Dağı'nda beliren yazı için de ‘Lafza-ı Celal' demek gerekir” diye konuştu.




|
|
|
|
|
● Ramazan'a özel mucizevi tarif |
|
 |
|
Diyetisyen Selahattin Dönmez, metabolik denge sıvısı tarifi verdi. Bu tarifi de bulan kendisi. Üstelik 7 yıldır uyguluyor ve çevresine de öneriyor.
Dönmez bu tarifi NTV'de yayınlanan "Haber merkezi Haftasonu" programında anlattı.
Dönmez ayrıca iftarda ve sahurda beslenme tüyoları verdi.. Sağlıklı beslenme adına önemli bilgiler aktardı.
Normal zamanda 4 öğünden iki öğüne düşüldüğüne dikkat çeken Dönmez, Sağlıklı beslenme için yapılacak püf noktaları şöyle sıraladı:
Sebze tüketeceklerini, ette beyaz eti tercih edeceklerini, az tuz tüketeceklerini zaten herkes biliyor. Ne yediğiniz ne miktarda tükettiğiniz önemli..
Susuzluğu gidermek için birincil kural iftardan sahura kadar açık limonlu çay içmektir. Limonlu olmasının temel nedeni iftarla sahur arasında yediğiniz yemeklerin içindeki kalsiyum, çinko, demir gibi minerallerin emiliminin azalmasını engellemek içindir.
İkinci susuzluğu giderebilecek besin tabii ki su.. İftarda arada ve ikinci arada ve sahurda tüketmek lazım. Sahurda iki bardak suyun gün içindeki susuzluğu giderdiğini biliyorum. İftarda bir bardak su ve aralarda birer bardak su içmek lazım.
İçerisindeki özel bileşenlerin vücuttaki yemekle birlikte alınan kalorinin daha az alınmasını sağladığını ifade eden Dönmez, vücudun yağ yakma mekanizmasını açığa çıkardığını söyledi. İşte o tarif:
Üç litre suya iki orta boy elmayı (yeşil elma) 4 eşit parçaya dilimleyerek koyuluyor. Limonu kabuklarıyla 4 eşit parçaya bölüp koyuyoruz.
Bir tatlı kaşığı tane karabiber, bir tatlı kaşığı tane karanfil, bir dal veya rulo kuru tarçın koyuyoruz.
Yaklaşık 15-20 dakika kaynattıktan sonra süzdüğümüzde inanılmaz derece rahatlatıyor.
İftardan ve sahurdan sonra birer su bardağı tüketmekle vücudunuzda çok güzel metabolik denge sağlar.
İFTARDA DÜZEN NASIL OLMALI?
İftarda düzen şöyle olmalı: İftar birinci ve ikinci ara öğünü, sonra da sahur.. Dört öğün şart.
İftar öğünü, iftardan 1.5 saat sonra ara öğün olmalı (meyve de olabilir) sonra 1.5 saat sonra yine bir ara öğün yapmalı. (çeşitli ve az porsiyonlu besinler)
Sahursuz oruç tutanlar kan kolestrol düzeyleri kan yağları yükseliyor, iyi huylu kolestrol düşüyor. Sahur mutlaka yapılmalı.
İFTAR VE SAHURDA NELER YEMELİ?
İftarda su bardağı su hurma ve açık çay tüketmeli. Taneli çorba içmeli. Sonra küçük tabak kurubaklagil yemeği. Et sote kuşbaşılarla olabilir. Veya bir tabak sebze yemeği olabilir. Yanına kase yoğurt. Kiloları iyi ise iki avuç içi büyüklüğünde pide tüketebilir.
Aralarda meyve yada süt. Yada iki ara ögün yapmazlarsa bir porsiyon sütlü tatlı güllaç olabilir.
Sahurda mutlaka çorba olmalı. Sizi gün boyu tok tutacak. Yanına peynirli gözleme veya tost. Veya iki yumurtayla yapılmış omlet olabilir. Yulaflı çavdarlı tam taneli ekmek olarak tüketilmeli. |
|
|
|
|
● Sonun böyle mi olacaktı Ali Dede? |
|
 |
|
Kayseri'de, huzurevinde kalan 90 yaşındaki Ali Güçlü, yetişmek için koştuğu özel halk otobüsünün altında kalarak öldü. Arka dingilin arasına sıkışan Güçlü'yü çıkarmak için sağlık ve itfaiye ekipleri seferber oldu.
ŞOFÖR ÇARPTIĞINI FARK ETMEDİ, YOLA DEVAM ETTİ
Kaza, Mithatpaşa Mahallesi Erkilet Bulvarı Yeşilmahalle Meydanı'nda saat 10.30 sıralarında meydana geldi. 33 yaşındaki Hacı Ahmet Eşkin yönetimindeki Yeşilmahalle seferi yapan 38 AB 223 plakalı Büyükşehir Belediyesi Özel Halk Otobüsü, Huzurevi'nde kalan Ali Güçlü'ye çarptı. Güçlü'ye çarptığını farketmeyen sürücü, yaklaşık 10 metre ilerledikten sonra yolcuların uyarısı üzerine durdu.
İTFAİYE ZOR ÇIKARDI
Arka dingil ile asfalt arasına sıkışan ve yaşadığı sanılan Ali Güçlü'yü çıkarmak için itfaiye ve sağlık ekipleri seferber oldu. İtfaiye ekipleri, havalı kriko ile otobüsü havaya kaldırarak, yaşlı adamın cesedini çıkardı. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde öldüğü anlaşılan Ali Güçlü'nün cesedini otopsi için Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırdı. Özel halk otobüsü sürücüsü ise, gözaltına alındı. Görgü tanıkları, Ali Güçlü'nün duraktan hareket eden otobüsün durması için önüne geçtiği ancak, sürücünün bunu farketmemesi üzerine kazanın meydana geldiğini öne sürdü. Polis, otobüs ve çevresinde inceleme yaparken Huzurevi yetkilileri de gelerek bilgi aldı. Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.

|
|
|
|
|
● Katliamın şoke eden detayları |
|
 |
|
Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde eşinin de aralarında bulunduğu 6 kişilik aileyi katleden Şafak Köksal'a dair ilginç bilgiler ortaya çıktı. Zanlı, öldürdüğü eşini kaçırarak evlenmiş. Eşine şiddet uygulayan zanlı, 6 aylık hamile karısını dövmüş.
Katil zanlısı, kahvehanede çay içerken gözaltına alınması ise nasıl serinkanlı bir şekilde cinayetleri planladığını ortaya koyuyor.
| ASKERLİĞİNİ DAĞLICA'DA YAPTI |
| 6 kişiyi katleden Şafak Köksal'la ilgili bir bilgi de dikkatleri çekti. 22 yaşındaki genç bundan iki yıl önce askere gitmişti. Askerliğini yaptığı yer ise ilginçti. Şafak vatani görevini 8 askerin PKK tarafından kaçırıldığı Dağlıca'da yapmıştı. |
Çayır köyünde bir süredir eşiyle ayrı yaşamasından karısının ailesini sorumlu tutarak 6 kişiyi öldüren Şafak Köksal (22), yaklaşık 1,5 yıl önce Hakkari'deki birliğinden terhis olmasından 3 gün sonra Ayşe Köksal'ı (22) ailesinin vermemesi üzerine anlaşarak kaçırdı.
Bunun üzerine kızın babası Hüseyin Köroğlu (45), gençlere haber göndererek, kızının evinden gelinlikle çıkmasını istediğini belirterek, evlenmelerine izin verdi.
|
DEHŞETE DÜŞÜREN OLAYIN ÖZETİ
|
Çayır köyünde bir süredir eşiyle ayrı yaşamasından karısının ailesini sorumlu tuttuğu ileri sürülen Şafak Köksal (22), dün kayın babası Hüseyin Köroğlu (45), kayın validesi Havva Köroğlu (45), baldızları İlknur (26) ve Zülfiye Köroğlu'na (24), işlettikleri maden ocağından dönüş için kullandıkları güzergahta pusu kurmuştu.
AİLEYİ PUSU KURUP KATLETTİ
Yola koyduğu büyük odun parçasıyla Köroğlu ailesinin bulunduğu kamyonun geçişini engelleyen Köksal'ın, araçtan inerek odunu kaldırmak isteyen baldızları İlknur ve Zülfiye Köroğlu'nu tabanca ve pompalı tüfek kullanarak öldürdüğü, anne ve babaya da araçtan çıkmalarının ardından ateş ettiği öne sürülmüştü.
KARISINI DA EVİNDE VURDU
Kayın babası ve kayın validesi de olay yerinde ölen Köksal'ın daha sonra 5 kilometre uzaklıktaki eşinin bulunduğu eve giderek eşi Ayşe Köksal (22) ve kayın biraderi Aydın Köroğlu'nu (20) da pompalı tüfek ve tabanca kullanarak öldürdüğü iddia edilmişti.
ÇAY İÇERKEN YAKALANDI
Köksal'ın, 5 aylık oğlu Doğu'yu alarak yaşadığı eve gitmesinin ardından jandarmaya kendini ihbar ettiği ve bir kahvehanede çay içerken gözaltına alındığı öğrenilmişti.
ÇOK SAKİNDİ, ÇAY İÇİYORDU
Çayır Köyü Muhtarı Rafet Çınar, ''Cinayetten sonra kucağına aldığı çocuğuyla yürüyerek kendisine ait eve gitmiş. Jandarmaya da telefon açarak cinayeti anlatmış. Ben, kendisiyle köy kahvehanesinde çay içerken karşılaştım. Yüzünde 6 kişiyi öldüren görüntü yoktu, çok sakindi. Kahvehaneye gelen jandarma ekiplerince yakalanınca olayı öğrendik'' dedi. |
KARISINI HAMİLEYKEN DÖVDÜ
Düğün töreniyle evlenen genç çiftin arasında bir süre sonra anlaşmazlıklar yaşanması üzerine Köksal, eşini dövmeye başladı.
Köyde anne ve babasının yaşadığı iki katlı evlerinin alt katında ikamet ettiği bildirilen Köksal'ın, ailesinin eşini istememesi nedeniyle de problemleri arttı. Sürekli eşi Ayşe Köksal'ı darp ettiği bildirilen Köksal'ın hamileyken bile eşini dövdüğü öne sürüldü.
Hüseyin Köroğlu'nun kardeşi Bekir'in eşi Selma Köroğlu, Çatalağzı beldesinde ikamet ettiğini, olayı duyunca köye geldiklerini söyledi.
KISA KOLLU GİYİYOR DİYE DAYAK YEDİ...
Damadın ailesinin gelinlerini istemediğini öne süren Köroğlu, şöyle dedi:
''Zanlının ailesi, 'karın kısa kollu kıyafetle geziyor, açık giyiniyor' diye sürekli damadı doldurarak eşini dövmesine yol açıyorlardı. Hatta hamileyken bile Ayşe'yi dövüp vücudunda morluklar oluşturduğunu biliyoruz. En son yaklaşık 1 ay önce tekrar eşini dövmüş. Bunun üzerine ailemiz durumu jandarmaya bildirdi.
BENİ ÖLDÜRECEK DİYORDU
Karakola gitti, Ayşe kocasının kendisini öldüreceğine yönelik suç duyurusunda bulundu. Daha sonra çocuğunu alarak babasının evine geldi. Ancak, damadın cep telefonuyla 'Senin aileni şöyle öldüreceğim, böyle öldüreceğim' gibi tehditleri devam etti. Bunların evinde 3-4 silah var. Niye suç duyurusunda bulunduktan sonra bu silahlar alınmadı. Ondan sonra bu olay oldu.''
EŞİNİ SİLAHLA BEKLEMİŞ
Şafak Köksal'ın gözaltına alındığı kahvehanenin sahibi Ziyaettin Çimen de katil zanlısının Köroğlu ailesinin 4 ferdini ormanda öldürmesinin ardından babasının evine gittiğini öne sürerek, şöyle konuştu:
''Babasına işlediği cinayeti anlatarak, eşinin bulunduğu eve çocuğunu almaya gittiğini söylemiş. Bunun üzerine babası da gelininin yakınlarını arayarak dikkatli olmaları konusunda uyarmalarını istemiş. Ayşe Köksal, eşinin geleceğini öğrenince evinin kapılarını kilitleyerek yanına tüfek almış. Kocası gelince de kendisine tüfek doğrultmuş. Şafak Köksal, dışarıdan ateş ederek eve girerek eşi ve kayınbiraderini öldürmüş.''
Bu arada, öldürülen 6 kişinin cesetlerinin Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldığı ve otopsilerinin devam ettiği bildirildi. Köy mezarlığında da aynı aileden 6 kişi için iş makinesiyle toplu mezar açıldı.
ÖLEN GELİNİN KAYNANASININ İDDİASI: ''BAŞINA SİLAH DAYAMIŞ''
Katil zanlısının annesi Emine Köksal, torununa kendisinin bakmak istediğini belirterek, ''Gelinim, oğlumun çok fazla inadına gidiyordu. Sürekli tersliyordu. Oğlum 'sus' diyor susmuyordu. Olayları da kendisi çıkarıyordu'' dedi.
Oğlunun cinayet günü eniştesi Behçet Cengiz ile ormana kesime gittiğini savunan anne Köksal, şöyle konuştu:
''İşe giderken yanına yemek verdim. Akşam eve geldi, üzeri ve kolları kandı. 'Ne oldu oğlum' diye sordum. O da bana kayın babası ve kayın validesi ile baldızlarını öldürdüğünü söyledi. 'Ben oğlumu görmeye gidiyorum' dedi. Ancak, ben gitmesine izin vermedim. Sonradan üzerindeki tabancayı çıkararak başına dayadı, 'Eğer gidip çocuğumu görmeme izin vermezsen kendimi öldürürüm' dedi. Evde kimse olmayınca baş edemedim, gücüm yetmedi, gitti. Öğrendiğim kadarıyla oğlum kapıya gidince, 'İstanbul'a çalışmaya gideceğim çocuğumu bir kez göreyim' demiş. Gelin de izin vermemiş. Birkaç kez uyarmasına rağmen kapıyı açmayınca olay meydana gelmiş. Yazık, ben birine yanıyorum, onlardan 6 can gitti.''
Amca İbrahim Köksal da yeğeninin Hakkari'de askerlik görevini yapması nedeniyle oğlunun adını Doğu koyduğunu, vatani görevinin ardından psikolojisinin biraz bozulduğunu, ancak kimseye zarar verecek yapıda olmadığını savundu. |
|
|
|
|
● Hükümet memurunu yine oyaladı |
|
 |
|
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, kamu çalışanlarına toplu sözleşme ve grev hakkı tanınması talebine ilişkin, ''Sayın Bakan'ın, 'burada bir zaruret var, bir düzenleme yapmak gerekiyor, bu düzenlemeyi yapalım' iradesini ileriye dönük ümitlerimizi artırıcı bir adım olarak görüyoruz'' dedi.
Gündoğdu, Başbakanlık Merkez Bina'da gerçekleştirilen toplu görüşmelerin 4. turunun ardından yaptığı açıklamada, toplu sözleşme ve grev hakkıyla ilgili oldukça verimli, geleceğe ilişkin ümitlerini artıran bir çalışma yaptıklarını söyledi.
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı'nın, konuyla ilgili düzenleme yapılmasında zaruret bulunduğunu ifade ettiğini dile getiren Gündoğdu, ''Sayın Bakan'ın, 'mutabakat metninde bu talebin yürürlüğe girmesine, uygulanabilirliğine dair yer verelim, ancak mutabakat metninde yer verilme biçimini de ilgili bakanlarla görüşerek bir sonraki görüşmeye daha somut ifadeyle geleyim' diye bir iyi niyet, diyalog yaklaşımı var. Bu konunun, masada bugün çözülmeyeceğini biliyoruz. 2010'un başında ortak bir çalıştayla konunun tüm teferruatlarıyla çalışmasını yapıp, ilgili düzenlemeyi gerçekleştirmek üzere bir konsensüs oluştu'' diye konuştu.
Toplu sözleşme talebine sıcak yaklaşım olmaza diğerlerinin hiçbir anlamı olmadığını vurguladıklarını anımsatan Gündoğdu, bugünkü yaklaşımın sıcak olduğunu, ümitlerini artırdığını belirtti.
İlgili kurumların konuyla ilgili birlikte çalışmasının önemini bildiklerini ifade eden Gündoğdu, ''Önemsediğimiz şey ILO, AB kulağımızı çektiğinde iş yapmak değil, ülkemize, halkımıza, çalışanlara gerekli olduğu için kendimiz yapalım istemiştik. Bu çalışma anlayışının yürürlüğe gireceğine dair inancımız, kanaatimiz artmıştır'' dedi.
Gündoğdu, basın mensuplarının soruları üzerine çalıştayın gelecek yılın Ocak ayında gerçekleştirilmesi konusunda uzlaştıklarını bildirdi.
Ülkedeki demokratikleşme ihtiyacının çalışma hayatına da yansıtılması düşüncesinde olduklarını anlatan Gündoğdu, şöyle konuştu:
''Sayın Bakan'ın, 'evet burada bir zaruret var, bir düzenleme yapmak gerekiyor, bütün talepler bunu gösteriyor, bu düzenlemeyi yapalım' iradesini ileriye dönük ümitlerimizi artırıcı bir adım olarak görüyoruz. Toplu görüşme düzeni çalışanların haklarını korumak için yeterli değil. Masada değil, yasada sorun var. yasanın sorunu çözülürse, masada çalışanların hakkını daha rahat aramamız sağlanacak diye düşünüyoruz.''
Gündoğdu, basın mensuplarının soruları üzerine, toplu sözleşme ve grev hakkıyla ilgili, tarafların katılımıyla yapılacak çalıştayın Ocak 2010'da gerçekleştirileceğini bildirdi |
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
| ●
Duyuru |
|
| LiDeRSohbet.Net Sohbet Odalarına Hoş Geldiniz... |
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|